The Jungle Book

Hani daha küçücükken bir film izlersiniz, sonra bu film hatıralarınızda kalır ve uzun zaman sonra hiç bir sebep göstermeden tekrar ortaya çıkar. Çocukluğunuza geri dönersiniz ve mutlu olursunuz. Bir anda filmi bir yerden bulma çabasına girersiniz. O filmi tekrar izlemek ve o günlerdeki gibi hissetmek istersiniz o anda. Uzun arayışlar sonunda filmi bulursunuz. Artık hazırsınızdır. Filmi açarsanız, yaklaşık olarak beş yada on dakika içinde aklınızda deli sorular dönmeye başlar. “Ben bu filmi nasıl beğenmişim? Bunu mu aşerdim ben? Bu ne? Aman Allah’ım, o ne iğrenç bi sahne idi.”. Çocukluğunuza olan saygıdan dolayı filmi bitirirsiniz ve bir daha adını dahi anmak istemezsiniz. Keşke hatıralarımda kalsaydı diye düşünürsünüz. Ama artık çok geçtir. (Double Dragon – İkiz Ejder [Uzak durun. Bırakın kalsın geçmişte]) Jungle Book acaba benim için bu şekilde mi sonuçlanacaktı? Çok güzel hatıralarım vardı filmle ilgili. Korkarak gittim filme ve yüzümde kocaman bir gülümseme, içimden mırıldandığım o tatlı melodi…

TARZANIN HİNT KUMAŞLISI

jungle3Mowgli daha küçük bir çocukken babası, Shere Khan adında bir kaplan tarafından öldürülür. Altında kırmızı beziyle olay yerinden uzaklaşan Mowgli’yi Bagheera adında bir Panter bulur ve onu kurtlara verir. Yanlış anlaşılmasın, büyütsünler baksınlar diye. Yaşını alan Mowgli için tek bildiği şey ormandır. Kurtlar sürekli olarak Shere Khan tarafından tacize uğrar ve Mowgli, insan kasabasına gitmek için yola koyulur. Mowgli’nin çıktığı bu eğlenceli yola şahit olmak bize düşer. Şahit olmak diyorum çünkü Disney muhteşem bir görsel şölen sunmuş izleyiciye. Filmin tamamının yeşil ekran önünde çekildiğini öğrendim de şok olmuştum. En azından orman gerçektir ya dedim kendi kendime. O da animasyonmuş. O kadar güzel ve o kadar canlıydı renkler, ne zaman bir hayvan görsem gerçek olmadığına inanamıyordum. Acaba Mowgli’de mi animasyon diye düşünmeden edemedim.

ORMAN ÇOCUĞU TARKAN

Her ne kadar filmin büyük oyuncuları animasyon ekibi gibi dursa da, kulaklarınızın pasını alan muhteşem bir ses kadrosu sizi bekliyor. Kimlerin seslendirdiğini bilmeden izleseniz bile film bitince kimleri izlediğinizi anlıyorsunuz. Sesler ve karakterler o kadar uyumlu ki, hiç biri “acaba” dedirtmiyor size. Bill Murray’in seslendirdiği tembel ama bir o kadar da tatlı ayı Baloo, Sir Ben Kingsley’ni seslendirdiği o evimizin kara kedisi Bagheera, Scarlet Johansson’un seslendirdiği tehlikeli yılan Kaa, Christopher Walken’ın seslendirdiği ve bence aynı zaman da stüdyoda oynamaya çalıştığı Maymunlar kralı King Louie, ve Idris Elba’nın seslendirdiği Shere Khan. Sesler ve karakter (hayvanlar) birbirlerine çok uyumlu. En çok Scarlet Johansson’dan korkuyordum, oturmayacak onun sesi diye. O bile harikaydı

ANNEM BİLE 3D

Filmi çok beğendim. Hatta bayıldım. İkincisinin geleceğini öğrendim bu gün ve sevindim. Peki yüzyılın filmi mi? Hiç mi sorunu yok bu filmin? Hanıım hanıım, madem bu kadar güzel bu film, neden bu kadar junglebook-170959ses getirmedi? diye soranlar var. Hatta o son soruyu soran lütfen çıkışta yanıma gelsin, bir şey konuşacam. Neyse… Görsel olarak tam bir şölen sunan Jungle Book, gece sahneleriyle biraz olsun bocalamış. Birazcık fazla karanlık. “Ama geceeee” diyen biri var aranızda. Duydum seni. Sen de gel çıkışta. 3D kullanacağım diye gereksiz olaylara girişme tasası bu filmde de var. Ekrana sıçrayan suyun ekranda kalması gibi. Hiç bir etkisi olmadığı gibi, dikkat dağıtıcı bir unsur. Küçükken çok kafa takmadığım bir olay olsa da, bu yaşta filmi izlerken beni birazcık rahatsız eden bir şey vardı. Olaylar çok çabuk oldu bittiye geldi. Belki de doyamadım. Daha fazla izlemek istedim yada Mowgli’yi kıskandım. Bende isterdim bir ayının göbeğinde oturup şarkı söylemeyi. Olmuyor işte.

NESİLLER BOYU DISNEY

Jungle Book (hayır efendim, “Orman Çocuğu” demeyeceğim.) beklentilerimi karşıladı. Eski zamanlara aldı götürdü. Mutlu bir şekilde ayrıldım filmden. Seslendirme ekibinden herhangi bir kişinin hayranıysanız izleyin derim. Çevrenizde küçük biri varsa durmayın gidin derim. Daha önce Jungle Book animasyonlarını izlediyseniz sizde… Aaa gitmiş bile. Küçükken izledim, büyüdüm bir daha izledim. Tahmin ediyorum ki baba olunca bir daha izleyeceğim. Belki torunlarla izlemeye giderken sizde gelirsiniz, hep beraber gideriz. Soruları soran o iki arkadaş da gelsin.

Look for the bare necessities
The simple bare necessities
Forget about your worries and your strife
I mean the bare necessities
That’s why a bear can rest at ease
With just the bare necessities of life

 

Post Tags
Share Post